Bir çok kere konuşuldu, yazıldı, çizildi ama yeni yetişmekte olan nesil yada rinoplasti ile yeni ilgilenmeye başlamış kişiler kendilerine özel update edilmiş bilgilere ihtiyaç duymakta sanırım. Ve biraz da daha az konuşulan şeylerden bahsetmek istiyorum. Zaten teknikler olsun, genel bakım kuralları olsun bir çok bilgi bu konu ile ilgili hastalar tarafından araştırılıp zaten öğrenilmiş durumda.
Sıkı durun iyi bir rinoplasti, yada burun estetiği de diyebiliriz, altın kuralı sizinle aynı hayale sahip rinoplasti cerrahı bulmanızdır. Çünkü eğitimi ve becerisi ne olur ise olsun bir cerrahın size verebileceği ancak kendi estetik görüşü kadardır. Rinoplasti Cerrahı ne demek peki? Gençliğimde bu konuda çok keskin ifadelerim vardı: burun estetiğini sadece plastik cerrahlar yapmalı, KBB doktorları bu konunun estetik kısmının eğitimini almıyor diyordum. Oysa plastik cerrahide de solunum fonksiyonları konusunda eğitim kısıtlı kalabilmekteydi. Nedir öyle ise doğrusu? Bu iki branşta rinoplasti yapabilir ama bir burun estetiği cerrahisinin ardından neler gelişebileceğini gözlemleyip anlayabilecek sayıda vaka ile tecrübe oluşturabilmiş olan kişilerin bu işi doğru yapabileceğini düşünüyorum. Buruna odaklanmış, bu cerrahiye gönül vermiş ve dinamiklerini çözebilmiş, uzun bir süre yılda en azından 150’nin üzerinde vaka yapmış kişiler uluslararası camiada, resmi olmayan ifadelerle rinoplasti cerrahı olarak bilinmektedirler. Ülkemizde ise bu kavram daha oturmadı.

Mutlu bir rinoplasti için ikinci kuralımız sizin anatomik sınırlarınızdır. Bir burun kemik, kıkırdak ve yumuşak dokudan oluşur ki yumuşak doku dediğimiz deri ve deri altı dokuları diye kısımları vardır. Kemik yapının kalınlığı, kıkırdakların esnekliği, derinin yağlı ve kalın olması, burun tabanının yüze oranı, yüzümüzdeki değiştirilemez asimetrilerin derecesi, alın elmacık ve çene yapısı elde edilecek burun sonucunu etkiler. Çünkü biz asla buruna tek başına bakmıyoruz, onu komşu anatomik yapılarla birlikte değerlendiririz. O yüzden bazen burun ameliyatı sırasında elmacıklara ve alına yağ enjeksiyonları, çene ucuna implant gibi ek cerrahileri de önerebiliyorum.

Rinoplasti ameliyatı sonrası postop burnun korunması bir diğer önemli konudur. Asla ispat edemeyeceğiniz bir konu var ki hastanın burnunu koruma becerisidir. Bir kısım hasta uyanık olduğu sürede gerçekleşen kazaları saklar ve çok hafif bir temastı diye basite indirger. Bir kısım hasta da gece yan dönerek yada yorgan ağırlığı ile burnuna baskı uygulamış olabileceğini asla kabul etmez. Sanki bir gözü açık uyuyorlar gibi . Ülkemizde çok sıklıkla doktor ve hasta birbirinin hasımı gibi bir algı içerisinde sağlık hizmeti veriliyor. Bunun neden böyle olduğunu açıklayan bir çok sosyo-kültürel modellerden söz edebilirim (başka bir rinoplasti blog yazımda). Sizlere önerim bunu yapmayın. Doktorunuzun tecrübesine ve bilgisine güvenip ameliyat olduysanız, iyileşene kadar lütfen ona güvenin ve dürüst olun. Emin olun kliniğin kapısından mutlu bir şekilde çıkmanızı doktorunuz sizden daha çok istiyordur.

Kaliteli bir rinoplasti için bir diğer önerim ise işin finansal boyutu ile ilgilidir. Cerrahınızın yirmili yılların başında tıp fakültesine girişi, ile başlayan 12 yıllık tıp-cerrahi eğitimi ve üzerine de kendi emekleri ile bu noktaya getirdiği işi dışında muhtemelen başka geçimi yoktur. Bende öyle mesela. Her bir cerrah geçirdiği evre ve vardığı nihai nokta doğrultusunda emeğine bir fiyat biçmektedir. Hiçbir hastanın bunu eleştirmeye hakkı yoktur, beğenmeme ve başka bir cerrah seçme hakkınız her zaman var. Sadece size önerim yapılacak bir şeyler varsa bunu rica etmenin ötesinde burnunuzu yada başka bir ameliyatınızı pazarlık konusu yapmayın. Elinde bıçağıyla burnunuzu ameliyat eden cerrahınızın o sırada faturalarını düşünüyor olması emin olun başınıza gelecek en kötü şeylerden biri olabilir. 

Bu konularda son önerim ise şudur. Doktorunuzu seçtiniz, planlamanızı yaptınız, ameliyat için hastanedesiniz, son evraklarınızı imzalıyorsunuz. Özellikle onam formları ciddi tatsız olasılıklara karşı da uyarılarla doludur. Zaten biz de negatif duygulanımlar için hazır bekleyen bir halk olduğumuz için sürekli en kötüsüne odaklanmaya çalışırız. Bu ameliyat öncesi kendinize yapabileceğiniz en kötü şeylerden biridir. Tecrübeyle sabittir ki ne kadar pozitif girerseniz ameliyata, o kadar huzurlu uyanır ve kaliteli iyileşirsiniz. Atalarımızın dediği gibi “sakınan göze çöp batar”, bunu hiç unutmayın.
Sevgiyle kalın…