Ayna Nöronlar, Botox ve Erken Boşalma Tedavisi

Karşınızdaki bir kişi esnediğinde muhtemelen siz de esnersiniz. Hatta bunu şu an aklınızdan geçirdiğiniz de bile aynı şey olur. Bir deneyin isterseniz… Yada izlediğiniz bir drama filminde hiç gözünüz doldumu? Benim doldu açıkçası 🙂

Peki bu nasıl oluyor?

Beynimizde görevleri ve çalışma şekli birbirinden farklı bir çok nöron (sinir hücresi) vardır. Ayna nöronlar denilen bir grup nöron var ki etrafımızda olup biteni izler ve kendi kütüphanesindekine benzer bir olay ile karşılaştığında bunu taklit etmeye başlar. Bu taklit ağlamak, esnemek, gülümsemek şeklinde olabilir. Bu nedenle ayna nöronlara “empati nöronları” da denilir.

Birinin acı çektiğini, okuduğumuz roman kahramanının acısını da aynı nöronlarla anlar, hissederiz. Çok üzgün ve mutsuz bir dönemden geçerken botoks yaptırdığınızda yüzünüzün mutsuz ve gergin ifadesi de silinir ve aynada kendimizi gördüğümüzde ayna nöronların biraz kafası karışır. Çünkü zaten üzgünken aynada da üzgün yüzünüzü görüp duygu-durumunuzun daha da kötüye gitmesi gerekirken işin rengi birden değişir. Çünkü aynadaki yüz aslında hiçte üzgün yada mutsuz değildir. İş burada da bitmez ayna nöronlar görevi icabı aynada gördüğü bu nispeten mutlu yüzü göre göre kopyalamaya başlar ve kişi kendini iyi hissetmeye başlar. Botoks sonrası depresyon derinliğinde azalmanın olduğu başka bilimsel çalışmalarla da ispatlanmıştır. Bu sadece botoksun marifeti değildir. Canınız çok sıkkınken kuaföre gidip keyiflendiğiniz olmadı mı? Peki Kuaförde saçlarınızı yaptırdığınızda ne oluyor. Kimler daha güzel saçlı ve bakımlı görünür? Daha huzurlu, kendine bakan ve etrafında akan hayatla yakın ilişki içerisindeki kişler değil mi?. Peki ayna nöronlarınız neye empati yaptı şimdi :)… Etrafımdaki insanlara, arkadaşlarıma sabah en azından dişinizi fırçalarken “kendinize gülümseyin” diyorum. İnanın gününüz daha güzel geçecek, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ez azından başlangıç iyi olacak. Elbette ayna nöronlar üzerinden.

Yazı dilime alışık olanlar, hatta sevenler hadi şimdi bu meseleyi erken boşalmaya nasıl bağlayacaksın diyordur içlerinden. Evet başlıyoruz, sandığınızdan da kolay olacak. Aslında b unu direkt olarak anlatmak pek mümkün değil. Çünkü erken boşalırken başka bir boşalanı görüp gaza gelmeyiz. Ama bir önceki deneyimlerimizi hatırlarız. Peki acaba ayna nöronlar, yani empati nöronları her zaman etrafımızda gördüklerimizi mi kopyalıyor. Yazının başında esnediğiniz bir anı hayal ettiniz mi, peki bu hayal üzerinden esneme eğiliminiz oldumu? Eğer hayalinizdeki imaj yeterinde güçlü ise, gerçekten de görmüş gibi bir refleks oluşturabiliriz. Cinsel aktivite sırasında aklımıza daha önceki başarısız aktiviteler geliyor ise emin olun bunlar güçlü imajlardır. Açıkçası bu ispat edebildiğim bir konu değil. Tersine mühendislik yapıyorum burada. Şöyle: Erken boşalmayı cerrahi olarak tedavi edebiliyoruz. Sonrada geriye dönük olarak bunu nasıl başardığımızı açıklayacak nöro-fizyolojik prensipleri ortaya koymaya çalışıyoruz. Elbette daha bir çok ön çalışma yapmamız ve anlamamız lazım ama o güne kadar erken boşalma tedavisini cerrahi olarak yapmaya devam ediyor olacağız. Eski başarısı deneyimler bizleri derinden etkiler ve bunu hemen her cinsel birleşmeden önce hüsranla hatırlarız maalesef. Ve bu ayna nöronlarını tetikleyebilecek güçte bir imajinasyona benzemektedir. Erken boşalma tedavisinde cerrahinin yeri hemen hemen hiç kimse tarafından bilinmezken günümüzde dünyanın değişik noktalarında özellikle de uzak doğudan bilimsel çalışmalar ile erkeklerin umudu olmaya devam etmektedir. Her ne kadar ülkemizde erken boşalmanın cerrahi tedavisinde biraz geç kalınmış olsada, “geç kalmak bazen iyidir” diye bir geyikler selam ederim :).