x
Bize Ulaşın





Botox Depresyonunuzu Nasıl Yener ?

Akıl ve yüzümüz arasında duble akan otobanlar vardır. Aslında yoktur da siz öyle hayal edin :) Aklınızdan geçen güzel bir düşünce hele ki kontrol mekanizmalarınız devrede değilken yüzünüze akar o yollardan ve bir tebessüm olarak belirir. Yakınınızdaki birileri sizi dürter “ooo yüzün gülüyor bugün” diyen. Hadi garipsemeyin, yaşamışsınızdır bunu. Daha da iyisi bu gülümseme o kişiye de bulaşır, o cümleyi kurarken o da gülümser, mutluluk bulaşıcıdır çünkü. Tersi de geçerli değil midir sanki. Mutsuz gördüklerimiz de izi mutsuz etmez mi. Bu yüzden değil midir ki güne zorla bile olsa gülümseyerek başlarsanız kendinizi iyi hissedersiniz. Bir deneyin isterseniz. Çok içinizden gelmesine gerek yok, ayna karşısına geçin be 20 saniye kadar sırıtın kendinize. Çok mu şapşalca geldi, olsun, kimse sizi görmüyor ki. Denediğinizde göreceksiniz ki kendinizi daha iyi hissediyorsunuz :)

Mutsuz ve gergin insan görüntüsünün bir kısmı da çatık ve yükselmiş kaşlardır. Bu sizi düşünceli ve kasvetli gösterir. Botox uygulamalarında mimiklerimizin bir kısmı olan kaş çatılması ve alındaki yükselmeye bağlı çizgilenmeler gideceği için sizi sıkıntılı ve gergin gösteren izler de kaybolacak. En önemlisi, sizin gerçekten sorumlu olduğunuz kişi de sizdeki gergin, yorgun ifadeyi görmeyecek. Kim mi? O sizsiniz :) Aynen gülümseme egzersizinde olduğu gibi aynadaki pozitif imajınız yüzünüz ile aklınız arasındaki yolları kullanarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Ve bu durum depresyon tedavisinde bile etkilidir. Bilimsel olarak ta ispatlanmıştır.

Sonuç olarak hep gülümseyin :)

Göğüs Büyütme, Sütyenler ve Porno Üzerine

Göğüs Büyütme, Sütyenler ve Porno Üzerine

Hafızam bu konuda biraz fulü da olsa Paris’te yapılan bir çalışmada kadınların %80’ninin sutyen ölçülerini bilmediği yazılı idi. Buna rağmen kendi hasta grubumuzda yurtdışı kökenli olanların, sutyen ölçüleri ve meme boyutları konusunda ülkemiz kadınlarından çok daha fazla olduğunu gördük. En azından “cup size” denilen kavrama hakim sayılırlardı. Bu nedenle kadınlarımıza meme boyutu ve sutyen ölçüleri konusunda bilgi vermeyi bu makalede kendime görev biliyorum :)

Öncelikle iki adet ölçü alınmalı. Birisi tam meme katlantısının altından (hani kalem testinde kalemi koyduğunuz yerden) göğüs duvarı çevresinden, diğeri tam meme ucundan geçecek şekilde alınır. Ülkemiz için santimetre cinsinden anlatayım. Eğer meme ucundan çepeçevre geçen halka ile meme altından geçen halkadan 6,5 cm daha az farkla büyük ise sizin “cup siz” ınız A dır. Eğer 6,5-13 cm arası ise B, 13-19,5 cm ise C, 19,5-26 cm arası D, 26 cm. den büyük ise DD olur. “Cup size” yani “Fincan boyutu” sizin meme hacminizi simgeler. Özetle ülkemizdeki genel ağız ile 90 giyiyorum, 85 olsun istiyorum vb muhabbetler bomboştur. Meme altınızdan 70 cm, meme ucundan 75 geliyorsanız, meme boyutunuz 70A dır. Ve siz meme büyütme ile ancak cup size’ınızı büyütürsünüz ve örneğin 70B yada 70C olursunuz. Mememiz büyür, göğüs duvarınız değil. İlginç şeylerden biri de hastalarımız memelerini hangi boyutta olması gerektiğini yanlış şekilde de olsa ifade ederken, nasıl olmaması gerektiğini “porno yıldızı gibi de olmasın” diye üstüne eklerler. Çünkü ulusal porno kültürümüze göre de porno yıldızları da büyük memeli olarak biliniyor maalesef :) (sadece 3. sınıf olanlar öyledir).

Meme kadın figürünün en önemli tamamlayıcılarından biridir. Bu nedenle kliniğimizde büyütelim yada küçültelim cup size olarak sizi B ile C arasında bir noktaya getirmeyi hedefleriz (C ye biraz daha yakın tabiki). Bu genellikle koltuk altınıza taşmayan, orta noktada birbiri ile birleşmeyen, boyunuza omuz genişliğinize uygun ve de dolgun memeler anlamına gelir. Umarım boyutun gözünüzde canlanmasını sağlayabilmişimdir…

Op.Dr. Ozan Balık

Aşkınızı İlan Ederken Yağlarınızdan Kurtulabilir misiniz?

mirror

Birçok filmde görmüşsünüzdür; karlı dağların yamacında çığlık atan birisi ve hareketlenerek kaymaya başlayan karlar. Karlar kaydıkça büyür çığa dönüşür. Düşünsenize yanı başınızda aşkınızı ilan ederken arkanızda çığ düşüyor :) Tamam, tamam fizik kurallarını sempatik göstermeye çalışıyorum. Ses dalgasının kinetik bir gücü vardır. Bunu bir çeşit itki gibi düşünebilirsiniz. Ve bu ses dalgası yeterince hareket edecek mesafe de bulursa rezonansa girer, kendi enerjisini katlar ve güçlenir. Tamam şimdi sizin asıl merak ettiğiniz yere geliyoruz. İşte Bu ses dalgaları, dev kar yumaklarını yerinden sökebildiği gibi aşırı birikmiş yağlarınıza da benzer muameleyi yapabilir. Bu şahane teknolojinin adı: VASER

VASER de kullanılan ses dalgası ultrasonik düzeyde olduğu için duyamazsınız ve ses sizi korkutacak boyutlara çıkmaz. Çıksaydı bile siz anestezi altında uyuyor olacağınız için duymazdınız. Şaka şaka:)

VASER teknolojisi 1980 lerden buyana bilinen, kullanılan ve her geçen 10 yılda gittikçe geliştirilen bir sistemdir. 2.9 ve 3.7 mm çaplı prob denilen çubukların ucundan yayılan ultrasonik dalgalar özellikle yağ dokunuzu seçerek titretiyor. Yağ o kadar titriyor ki sonunda olduğu yerde bağları kopuyor ve sıvılaşıyor. Sonra başka bir pipet gibi düşünebileceğimiz çubuklarla o erimiş yağları vücudunuzdan kolaylıkla çekiyoruz. VASER ile liposuction (yada VASER ile sıkça anıldığı şekli ile liposelection) yeni bir boyut kazanmış oluyor. VASER ile liposuction artık daha az ağrılı, daha az morluk yapan ve deri gevşekliği daha az olan bir durun oluyor. Neden daha az ağrı: çünkü özellikle yağları hedeflediği için sinirler daha az hasar görür. Hatırlayın çığdasadece kar kayıyor, kayalar değil  Neden daha az morluk: yağları seçtiği için damarlar daha az hasar görür. Neden daha az sarkma: çünkü ultrasonik ses dalgaları derinizi alttan ısıtarak bir çeşit kontrollü yanık oluşturur ki bu da kollajen sentezi ve dolayısı ile deri sıkılaşma oranını arttırıyor.

Özetle VASER Liposuction yöntemi ile güvenli bir şekilde aşkınızı ilan edebilirsiniz… Pardon, yağlarınızdan kurtulabilirsiniz :)

Kaburgadan Burun mu Olur? : Ben Havva mıyım?

kaburga

Muayenemin ardından hastama burnunuzu onarabilirim ama kaburganızdan kıkırdak almam gerek dedim. Burun gibi son derece teknik bir ameliyat için bana güvene hastam, kaburgayı duyduğunda küçük dilini yutacak gibi olmuştu. Tabi Hz. Adem’in kaburgasından yaratılan Hz. Havva anekdotu ile sempatik görünmeye çalışırken ağzımın payını aldım: “Ben Havva değilim” :)

Evet burun ameliyatında kaburga kıkırdağı kullanılır. Peki ne zaman? Standart bir primer burun (yani hiç dokunulmamış bir burun) estetiğinde burnumuzun septum denilen orta kıkırdak duvarından bir parça alınır ve yeni burun şekli verilirken hem şekillendirme hem de solunum desteği amaçlı kullanılır. Peki neden? Burun ameliyatına başladık kesilerimizi yaptık ve vazgeçtik, mukoza kesilerini hemen geri diktik diyelim. Her ne kadar daha kıkırdak ve kemiklere dokunmamış olsak bile sırf yumuşak doku ve ligaman bağlantılarını kestiğimiz için burun derisinin elastik kuvvetleri tarafından kesi hattımıza bir kuvvet biner ve burun şekliniz bozulmaya başlar. Yumuşak dokuları tekrar yerine dikmiş olmamız bu bozulmaya engel olamaz. Çünkü iyileşme süreci tamamlanmadan yumuşak doku direnci eski haline hemen ulaşamaz. Peki burun estetik cerrahisi (rinoplasti) sırasında bu doku elastisitesi nasıl sorun çıkarmıyor. Çıkarıyor tabi ki. O yüzden dışarıda o meşhur burun ucu düşmesi efsanelerini duyuyoruz. Ameliyatlarımız sonrası burun ucunda düşme olmasın diye, uç hizasında (kolumella içine) septumdan aldığımız kıkırdakları koyarız (buna greftleme denilir). Çok teknik olduysa söyle özetleyeyim. Burun derinizden yeni bir çadır yapıyoruz ve çadıra da yeni direkler lazım. Bunun dışında solunuma destek olmak üzere de farklı noktalara kıkırdak koyuyoruz.

Peki, kaburgadan almak ta ne demek oluyor? Daha önce burun ameliyatı olduysanız, o ilk ameliyatınızda septumunuz bu amaçlı kullanılmış yada açılıp kapatıldığında çok hasarlanmış olabilir. Bu yüzden siz ikinci kere böyle bir sıkıntıya girmeye niyetlenmişken biz de malzeme olarak hazırlıklı olarak ameliyata girmeliyiz. Bu korkulacak bir durum değildir. Toplamda 2-3 cm kibar bir kesi ile kaburganızın ucundan bir parça kıkırdağı alırız.

Bunu daha önce hiç duymamış hastalar için çok çılgınca gelirken, araştırmış kişiler kaburgam olmaz kulağımdan alın derler :) Kulak kıkırdağı da çok değerli bir kıkırdaktır ama yük taşıma görevi için uygun değildir. Onu daha çok yumuşak burun ucu onarımlarında kullanırız, yada direnç gerektirmeyen greftlemelerde.

Bu konuda çok endişelenmemelisiniz, zannettiğinizden çok daha kolaydır ve başarı oranı da son derece yüksektir. Ayrıca sağlam bir burun için Hz. Havva’ya empati yapma şansınız da olacak böylece. Pozitif olun :)

Burun Büyütme Estetiği

İnsan bu başlığı okuduktan sonra bir kaç saniye durup tekrar okumak istiyor, değil mi :). Ama yanlış okumuyorsunuz. İki sebepten dolayı burun büyütme işlemi yapıyorum. Ve evet bu bir estetik işlem…

Burun büyütme estetiğinin az olan nedeni yüzümüzdeki yapıların oranlaması ile ilişkilidir. Bazı kişilerde burun boyutları yüzüne göre gerçekten küçük olabildiği gibi bazen de burun ucu çok yukarıda olarak burun ucu-burun kökü mesafesinin kısa kalmaktadır. Bu durumdaki kişilerin yüzünde daha uzun, sırtı daha yüksek bir burun beklentisi olabilmektedir.

Burun büyütme estetiğinin en sık yapılma nedeni ise tahmin edebileceğiniz gibi geçirilmiş hatalı burun ameliyatları sonrasıdır. Bu makalemizdeki konu burun şekli iyi gibi olsa bile en-boy-yükseklik gibi boyutlarda yetersizlik olabilmektedir. Yada daha sık gördüğümüz şekli ile burun sırtının fazla alınmasıyla burun sırtının düşük kaldığı, burun ucunun fazla kaldırılması ile burun uzunluğunun kaybedildiği durumlardır.

Peki nasıl yapıyoruz da burnumuzu büyütebiliyoruz? Bir burnun büyütülmesi aslında küçültülmesinden daha zor bir konudur. Elinizdeki mevcut burun derisinin genişleyerek bu yeni büyük buruna adapte olmasını sağlamak lazımdır. Problemimiz ileri seviyede ise burun içerisindeki iskeleti destekleyerek yeniden inşa etmek gerekeceği için yedek malzeme için kaburgamızdan kıkırdak almamız gerekebilmektedir. Eğer sadece hacim doldurmak gerekiyor ve bu hacimden payanda olarak güç almamız gerekemeyecek ise kulak kıkırdağından, vücudumuzun herhangi bir yerinden deri+yağ dokusu, sadece yağ dokusu saçlı derimiz altındaki bir kasın zarı (süperficialtemporalfascia) gibi dokuları kullanabiliriz. Burun sentetik dolgular da artık kullanılmaya başlandı ama her vaka buna uygun olmayacaktır. Genellikle küçük rötuşlar yapmak amacı ile sentetik dolguları öneriyorum.

Bu anlattığım yöntem çok nadir olarak ta, başarılı ameliyatlar geçirmiş olsa bile burnunun eski kemerli haline dönmek isteyen bu amaçla bize başvuran hastalarımızda kullanabilmekteyiz.

Özetle burun estetiği denilince sadece küçülmeler akla gelmemeli, bazen de en güzeli biraz daha büyüğüdür. Estetik algınızı küçültmeyin :)

Pozitif Olun Güzel İyileşin

Mutluluk… Ne harika bir kavramdır. Yediğiniz yemeği daha lezzetli, aldığınız nefesin daha ferah, duyduğunuz müziğin bile daha duygulu hissetmenizi sağlar.
Bu etki bebekliğimizde ortaya çıkar, sonradan kazanılan bir durum değildir. Okşanmaktan ve dokunulmaktan hoşlanır bebekler. Yakın bir zamanda kadar nedenini ispat edemediğimiz bu duygunun masaj ve okşama tarzı duyularla “endorfin” salınımını arttırdığını artık biliyoruz. Beraberinde de deri kan dolaşımı artar ve kan dolaşımı arttı ise tüm iyileşme mekanizmaları daha başarılı seyreder.Refleksiloji biliminin temelinde de bu yatar zaten.
Tüm cerrahi branşlarda olduğu gibi estetik cerrahide de bıçak ve dikiş baş aktördür. Her ne kadar özenli ve kendine has yöntemlerimiz olsa da kesilen her yerde az yada çok bir iz kalacak olduğu gerçeği ile baş başayız. İşte bu aşamada iz azaltıcı bir çok yöntemi kullanmamız yanında sizin cildinizin mutluluk çığlıklarına ihtiyacımız var. Siz buna pozitif düşünmek yada olumlu motivasyon da diyebilirsiniz.
2002 yılında plastik cerrahiye başladım ve günümüze kadar olan gözlemlerimde mutlu ve pozitif insanlar çok daha hızlı ve kaliteli iyileşiyor. Yara izleri de daha güzel oluyor. Kaliteli ve güzel iyileşmek sadece yara izi ile ölçülmüyor ki, doku kalitesinin toparlanması, ağrı hissinin daha az olması, sonuçların daha güzel olması, daha az komplikasyon gibi.
Kişiler ne kadar negatif düşünceye sahip olursa o kadar problem yaşar. Atalarımızın dediği gibi “sakındığınız göze çöp batıyor”.
Herşeyin mantıklı bir nedenini açıklayamıyoruz ama ameliyat sonrası daha güzel iyileşmek için pozitif olmaya çalışmakla bir şey kaybetmezsiniz gibi geliyor bana.
Gülümseyin…

Burnunuz Hipnotize Edebilir mi?

Gündelik yaşantımızda “beğenmek” diye bir kavramımız var ki evlere şenlik. Tüm hayatımızı bu his üzerine kuruyoruz. Bir yemeğin tadını beğeniriz ve favorimiz olur, bir meyveyi, bir tatlıyı lezzetli bulur hep onu isteriz, bir kadını yada erkeği beğeniriz ve onu hep yanımızda isteriz. Peki nedir bu beğeni, neden ve nasıl beğenilerimize karar veriyoruz. Neyi neden seçtiğimizin ne kadar farkındayız. Genelde “hiç”.

Bir örnekten gidelim. Bazı hastalarım şahit olmuştur bu olayın tekrarlarına. Rinoplasti ameliyatı öncesinde yan profilden hastamızın burnunu çizerek ameliyat sonrası için nasıl bir burnu hayal ettiğimi kendilerine gösteriyorum. Uygun hastalarda bazen 3. Bir resim de eklerim. Bu 3. Resimde 2. Resim ile aynı burun vardır ama ek olarak ya alına yağ enjeksiyonu, elmacıklara yağ enjeksiyonu, çene ucu implantı yada çene ucu traşlanması şeklinde bir ek uygulama koyuyorum. Hastaların %80 görür görmez bu 3. Resimdeki burunu beğendiğini söyler, %15 i de 3. Resmi beğenir ama neden beğendiğini açıklayamadığı için seçmez onu, %5 ise bu konuda çekimser kalır. Hastalara 2.resimdeki ile 3. resimdeki burunların aynı olduğunu söylediğimde şaşırırlar. Sonuçta %95’i 3. resmi daha çok beğenmiş, ofisime burun estetiği için gelmiş ama daha çok beğendikleri sonuçta farkı yaratan burun değil :).
Elbette ameliyat olduğu anlaşılmayan, yüzünüze uygun bir burun ana hedefimizdir ama burnumuzun yüzümüzün diğer yapıları ile olan ilişkisi ve oranı harmoniyi etkiler. Bizler de nedenini açıklayamadığımız bir şekilde o burunu daha çok beğeniriz. Bu hipnotik bir etkidir.Aşk gibi nedensiz olduğunuz sanırız. Oysa aşkın bile bir matematiği vardır, emin olun.

Kendi pratiğimizde çene estetiğini ve yağ enjeksiyonlarını çok sıkla yapmaktayız. Bunlar arasında da yağ enjeksiyonu tartışmasız en revaçtaki uygulamamızdır. Vücudumuzda herhangi bir yerden alınacak ortalama 15 cc yağ dokusu ile yapılacak yağ enjeksiyonu alnınızı daha oval hale getirebilir, elmacıklarınızı daha çıkık yapabilir. Bu da yüzünüzü daha feminen hale getirirken burnunuzu daha çekici gösterebilir. Enjekte ettiğimiz yağın bir kısmı yok olsa da hatırı sayılır bir kısmı ömür boyu orada kalarak yaşayacaktır. Sonuçta bu kendi yağınız kendi dokunuz.
Ve en sonunda burnunuza aşık olur çıkarsınız :)

Sevgiyle kalın…

Botulinum Toksini’nin Mevsimi Olur mu?

Eğer Botulinum Toksini’ni düzenli olarak yaptırıyorsanız zaten zamanlama konusunda özel bir çaba gereksizdir. Ama kırk yılda bir aklıma gelirse yaptırıyorum diyorsanız eğer o zaman size bir ip ucu vereyim.

 

Neden Botulinum Toksini yaptırıyoruz? Bunu bir hatırlayalım. Yüzümüzde mimiklerimizi oluşturan kasları zayıflatarak çizgilenmeleri önlemek için bunu yapıyoruz. Deri altındaki kaslarımız kasılarak deriyi çekmeyi bırakabilir ise deri üzerindeki o çizgilenmeler olmaz. Oluşmuş olan derin izler ise serbest kalır ve vücudumuz o derin izlerin altını doldurabilme şansı bulur.

 

Peki sihirli soru geliyor… Yüzümüzü ve göz kenarlarımızı en çok ne zaman kırıştırıyoruz? Cevap ortada, güneşli havalarda gözümüz fazla ışıklardan korunmak üzere fazla kısılır, alın kasları da dengeyi sağlamak üzere daha fazla kasılır ve daha fazla kırışıklığa neden olur. Buna benzer durum bilgisayar karşısında çok çalışan kişilerde de görülür. Öyle ise çok sık Botulinum Toksini yaptıramayan kişiler için en ideal süreç tüm yazı Botulinum Toksini etkisinde geçirmektir. Tüm yazı Botulinum Toksini etkisinde geçirmek için ise , Botulinum Toksini etkisinin 3-6 ay arası sürdüğünü düşünürsek bahar ayları olur.

Yaptığımız her mimik derimizi alttan oyan bir rende gibi davranır. Bu rende etkisi de sözünü ettiğimiz dış güçler nedeni ile yazın artar. Siz siz olun yaza girmeden Botulinum Toksini’nin etkisinin devam ettiğinden emin olun, etmiyor ise tekrarlatın.

Pürüzsüz bir yaz dilerim…

Yeni Yılda Yeni Bir Siz

 

Bir şeyleri değiştirmeyi sever misiniz? Ben çok severim. Dünya üzerinde çeşitli kültürlerde önemli bazı günler, dönemler vardır. Bu günlerin ortak özelliği hayatınızda bir iz bırakabilmesi için  değişime fırsat vermesidir.

 

Bu günler, dargınların barışması için bir fırsattır, sevdiklerimizi görmek için bir fırsattır, sevgimizi göstermek için bir fırsattır, anı paylaşmak için fırsattır. Tüm bu fırsatlar bize değişimi fısıldar. Böyle anlarda bir dönüm noktasındasınız ve artık bir fırsatınız vardır. Bu fırsatları değerlendirebilirseniz hayat çizginizde bir şeyler değişecek demektir.

 

Tutkularını yaşayan insanlar hayatı boyunca hep bir şeyleri değiştirmek için uğraşır. Hiç değişmeyecek olanın “değişim dürtüsü” olduğunu hep bilir. Peki yaşamlarımızı değiştirme konusundaki sınırlarımız neler?

 

Mesleğim itibariyle en çok duyduğum değişim istekleri; daha genç görünmek için yüz estetiği, bedenini sevdiğini göstermek için daha sıkı bir vücut, genetik mirasa artık bir dur demek için burun estetiği ya da kadınlığını en derinden hissetmek için meme estetiği… Dikkat ederseniz hepsinin altında yatan şey; değişim!

 

Her ne şekilde olursa olsun değişim, yeni bir yolun sembolüdür. Ve hep o özel günlerde arzulanır sansak bile yaşama iz bırakma isteği içimizde her zaman vardır.

Bir hastamın benimle paylaştığı, Nazım Hikmet’in sözü bu arzuyu güzel ifade ediyor: “Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum”

 

Ve belki de bu yılbaşında şarkı söyleme sırası size gelmiştir.

 

Mutlu seneler…

Estetik Cerrahide Mesleki Sorumluluk

Estetik Cerrahi Gerçeğe Dönüşmüş Bir Peri Masalıdır.
Ve Doğruları Konuşmak İyidir…

 

Aslında bu makaleyi kendim için yazıyorum. Neden mi? İşimiz gerçekten keyifli bunun yanında bu süreçte kendimi bu ambiyansa kaptırıp unutmamak adına bu ortama yazılı olarak koyuyorum. Okuduktan sonrada unutun…


Yaptığımız iş biz plastik cerrahların mesleğidir. Ne demek bu? Hobi değil, bir meslek! İşimizin bir ucu hastalarımızın duygularıdır. Kendimi hastalarımın yerine koyup düşündüğüm ve hastalarıma hep anlattığım bazı şeyler var bunları sizinle paylaşayım istedim.

 

1. Ağrısı çok azdır ama bir çok ameliyat sonrası ağrı ve şişlikler kaçınılmazdır. Ve bir ortalaması olsa bile bazı hassas kişlerde, ciltlerde biraz daha fazla görülebilir. Bir estetik ameliyat olacaksanız sıfır şişlik, sıfır morluk gibi bir teminat beklemeyin.

 

2. “Şunun gibi bir meme istiyorum” veya “böyle bir burun isterim” demenizin tek faydası tarzınızın anlaşılmasıdır. Birebir aynısının yapılabilmesi için sizin de birebir aynı olmanız vb gerekli. Tabi bir de aquapark kaydırağı gibi bir burnu beğenip de ardından doğal olsun dediğinizde isteklerinizin mantık zemini bozuluyor. Keşke her hastamız photoshop kullanbilse de kendi yüzlerinde bir çizim yapsa, o zaman anlaşmak daha kolay olabilirdi.

 

3. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir! Her doktor kendi pratiğinde bazı tecrübeler edinir ve bunu hastalarına yansıtır. Bu ameliyat öncesi, sonrası, yada ameliyat tekniği ile ilgili olabilir. Bunlar gelişen ve güncellenen, canlı yaşayan kavramlardır. Evet neredeyse tüm cerrahlar 5 yıl önce yaptıklarından daha farklı yöntemler ve stratejilerle ameliyat yapıyor. Muhtemelen 5 yıl sonra daha farklı yöntemleri uyguluyor olabilecekler. Değişim iyidir. Yenilikçi olmasaydık hala o eski metrelerce uzunluktaki burun tamponlarını kullanıyor olurduk.

 

4. 6 yıl Çukurova Üviversitesi Tıp Fakültesi, 6 Yıl Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Kliniği, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ve Yaratıcı tarafından binlerce sınava tabi tutularak ‘yaratılmışı bozup yeniden yapma’ üzerine sertifikalandırıldım. Ama benim de her ameliyatım harika sonuçlanmıyor elbette. Hiç komplikasyonum yok diyecek bir cerrah yeryüzünde yoktur. Kendimden yola çıkarsak: bir burun estetiği konusunda %6-7 gibi komplikasyon oranım var. Literatür ortalamasının altındadır bu oran. O yüzden başarılı kabul edilebilir. Ama daha önemli olan şey bunların genellikle basit müdahelelerle düzelebiliyor olmasıdır. Ve mutlaka kendi problemimi de kendim düzeltirim (verilebilecek en güçlü söz budur).

 

5. Hayatta en kıymetli şey insanın kendisidir. Olmayı düşündüğünüz ameliyat sizin için çok önemli, belki de hayatınızın merkezindedir. Bir defada sorunsuzca olup halletmek istiyorsunuz. Emin olun doktorunuz bunu sizden daha çok istiyecektir. Sizin memnuniyetinizi yakınlarınızla paylaşmanız ve ardından bunların doktorunuzun kulağına gelmesi pahabiçilemez birşeydir.

 

Önemli olan bir miktar riskleri de olan bu yolda sizi yanlız bırakmayacağına güveneceğiniz bir cerrah ile yürümektir.
İşimiz keyifli olduğu kadar bilimsel gerçekler üzerine inşa edilmiştir. Gelişmeyi ve öğrenmeyi bilmek gerek. Kararlarınızı alırken mantık hesabınızı iyi kurgulamanız için bunları kaleme aldım.
Hepinize mutlu ve güzel bir yeni yıl diliyorum.

Burun Estetiği Sonrasındaki Ses Tonunuz…

Hemen hemen her organımız sesli çalışır, beynimiz buna dahildir. Neyse ki son derece düşük desibellerde bunu biz bile farketmeyiz. Ya dış dünyaya duyurduğumuz sesimiz nasıl oluşuyor? Peki rinoplasti olma aşamasında burnunuzun sesini dinlemeye var mısınız…

 

Öncelikle sesimiz nasıl oluşuyor buna bakalım. Hep sözünü ettiğimiz o ses teller aslında tel değildir. Bu perde şeklinde bir doku olup, larens dediğimiz boyun yapısının içerisinde yerleşmiştir. Bunca renkli ses tonunun ana yapısını, 2 adet ses perdesinin açılıp kasılması ve gerginliğinin artıp azalması ile elde ediyoruz. Bu perdelerde ses oluştuktan sonra sesin velofaringeal alandan geçip ağız boşluğu ve burun arka boşluğuna yansırken yüz iskeletimizdeki sinus duvarlarına çarparak son halini almaya başlar. Bu süreçten anlaşıldığı üzere doğru nefes alma mekanizmaları ve doğru şekilde alına hava sizing sesinizi etkiler. Bası ses sanatlarında görüldüğü üzere buruna ses yansıması daha fazla olanlar da vardır. Her ne şekilde olur ise olsun hava akışını etkileyen her girişim aslında ses tonumuz üzerinde bir etkiye sahiptir.

ses-hastaliklari

 

Bir rinoplastide kişinin nefes alma problem var ise ameliyat önceki ses tonunun kendi doğal ses tonu olduğunu düşünmemek lazım. Ameliyat sonrası burunun hava pasajı değişecek ise bu havanın işleyeceği ses tonunda da değişim olacaktır. Bu değişimin boyutu elbette burnunuzun ameliyat öncesi ne kadar solunum problem içerdiği ile ilişkilidir. Konuşurken burnunuzu tıkayarak ses tonundaki değişiminizi gözlemleyebilirsiniz. Eğer ameliyat öncesi solunum sıkıntınız yok ise ameliyat sırasında da solunum sıkıntısı oluşmaması için önlem alındı ise ses tonunuz korunmuş olacaktır. Elbette ince bir ayrıntı daha var bu konuda. Ameliyat sonrası aldığınız nefes bile gelişebilirken ses tonunuz yine de değişebilir, çünkü olay sadece havanın bol olması değil, o havanın burundan geçerken sürtündüğü ve çarptığı diğer yapılar da önemlidir.

 

girtlakkanseri

Çoğunlukla ses tonundaki değişimleri hiçbirimiz algılamazken ses sanatları ile ilgiliyseniz ve burun estetiği düşünüyorsanız sesinizde olabilecek olası değişikler konusunda mutlaka doktorunuz ile konuşmalısınız.

 

Bu bağlamda iyi bir rinoplasti sonrası kişi hem güzel görünmeli, hem iyi nefes almalı, hem iyi koklamalı hem de sesinin rengi iyileşmelidir.

Estetik Cerrahı Seçerken…

Bir hocamın değişi ile “burun estetiği ameliyatı son derece şahsi bir ameliyattır”. Herkes aynı kağıt kalemi kullanır ama herkesin imzası farklıdır. Kimse birbirinin aynı ameliyatı yapmıyor. O yüzden bir cerrah seçmek burnunuzu seçmektir.

 

Elinize bir kalem alın bir resim yapın. Nasıl oldu? Beğendiniz mi? Bunu defalarca tekrar ederseniz daha iyiye gidebileceğinizi biliyorsunuz değil mi? Buna tecrübe diyoruz. Eğer buna biraz yetenek ve iç görü katabilirseniz harikalar yaratabilirsiniz. Uzak doğu sporlarında bir doktrin vardır: “bir tekniği bin defa yaparsanız öğrenirsiniz, on bin defa yaparsanız sizin olur”. Cerrahi için de bu geçerlidir. Özetle tecrübe değerli bir kavramdır.  Tüm cerrahların aynı tecrübe, aynı yetenek ve hayal gücüne sahip olmadığını tahmin ediyor olmalısınız. En azından bu tahmin sizi doğru buruna götürecektir.

 

Ortalama bir cerrah için bile bir burun ameliyatını kabul edilebilir bir güzellikte ortaya koymak için en az 12 yıl tıp eğitimi (öncesini saymıyorum) içerisinde hayalini bile kuramayacağınız nöron aktivitesi gerektirir. Bu arada nöron düşünmemizi sağlayan sinir hücresidir.

 

Yine de bu kadar donanımlı adamları kolaylıkla alt edebilirsiniz. Onlar terazinin bir kefesine bu eğitimi ve ciltlere sığmayan emeklerini koyarken terazinin kefesine koymaları için onlara; örneğin ameliyatınızın ilk günü burnunuzun hep şiş mi kalacağını sorabilir, genel anestezi altında dünyanın en teknik ameliyatlarından birini olmasına rağmen hiç bir riskinin olmadığını teyit ettirmeye çalışabilir, pazardan karpuz alır gibi pazarlık edebilirsiniz. Doktorunuz ne diyeceğini bilemeyecek ve şaşkınlıkla oturduğu yerden bakakalacak ve siz kazanacaksınız. Tecrübeli olanlar bunu gülücükle örteceklerdir.

 

Ne demiştik, bir cerrah seçmek burnunuzu seçmektir.

Estetik Cerrahide Türkiye

Kadın veya erkek, günümüzde estetik cerrahi her ülkeden her kesimden ilgi gören bir konudur. Ülkelerin kendi içlerinde değişen sağlık politikaları ve uygulamaları vardır. Bu bağlamda Türkiye sağlık hizmetlerinin dünyada en ekonomik olduğu ülkelerden biridir. Elbette ekonomik olması bir ülkenin yada merkezin estetik cerrahi amacı ile tercih edilmesini sağlamamaktadır.  Peki Türkiye’nin estetikte  böylesine trend olmasının nedeni nedir?

 

Türkiye Avrupa ve Dünya  tıbbına yön veren bir çok alimin doğduğu ve eser verdiği bir coğrafyadır.  Aesculap tan Galene, İbni Sina (Avicenna) dan Hipokrat’a tıbbın ataları bu yurdun bir parçası olmuştur. Hal böyle olunca doğu ve batının bileşiminde bir tıp kültürü bu topraklarda hüküm sürdü ve sürmektedir. Dünya literatüründe Türkiye kaynaklı bir çok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Türkiye’nin bu sosyolojik yapısı estetikle birleşince estetik cerrahide dünya çapında söz sahibi olmuştur.

 

Birçok yurtdışı hasta için ekonomik seçeneklerin olması da eklenince  estetik tatili konseptini doğmuştur.  Turizm açısından eşsiz olan ülkemiz estetik cerrahi seçeneklerini değerlendiren hastalar için ekstra bonus olmaktadır.

 

Türkiye’miz, bir dünya şehri olan İstanbul’umuz, estetik cerrahide de bir dünya markası olma yolunda dev adımlarını atmaya devam etmektedir.

 

Ulusal misafirperverliğimizle sizleri de ülkemizde görmekten mutluluk duyarız.

Nazilere Karşı Rinoplasti Savaşları

1930’lu yıllarda büyük ve sırtı kabarık olan tipik bir Yahudi burnuna sahip olmak ciddi bir sıkıntı kaynağıydı. Hele ki Almanya topraklarında.

nazi
Bir alman ortopedi cerrahı olan Jacques Joseph, Amerikalı meslektaşı Roe gibi rinoplasti ile ilgileniyor ve özellikle de ırksal ayrıntılara odaklanıyordu. Onun bu çalışması Alman toplumunda baskı görmeye başlayan Yahudiler için bir kurtuluş oluyordu. Çünkü tipik özellikleri olan Yahudi burunları onların toplum içerisinde direkt olarak tanınmasına ve farklı muamele görmelerine neden oluyordu. İlk burnunu düzelttiği zengin bir Yahudi idi ve arkadaşıydı. Arkadaşı Berlin’e geri döndüğünde tüm çevresi şaşkınlık içerisindeydi. Bu haber ışık hızı ile yayıldı. Joseph kapalı rinoplasti yapıyordu. Kesiler burun içerisinde olduğu için hiç bir iz kalmıyordu. O zamanlar iletişim şimdiki gibi değildi tabiki ve Joseph, Amerika’daki meslektaşı Roe’den haberi yoktu. Bu nedenle kapalı rinoplastiyi Joseph kendi buldu zannediyordu. Oysa Roe kendisinden 40 yıl önce rinoplastiyi kapalı yapıyordu. İzin olmaması çok önemliydi, aksi halde toplumsal baskı daha da katlanabilirdi.
Joseph 1934 yılında Hitlerin yönetimi ele almasından bir kaç ay sonra hayata gözlerini yumdu. Rethi adlı cerrah ta aynı yıl, Joseph’in ölümünden hemen sonra açık rinoplastiyi ilk defa uyguladı ve tanıttı. Açık rinoplastinin yüğkselişinin nazilerle paralel olması bana hep ironik gelmiştir.
Joseph’in ölümünün ardından Yahudilerin daha çok görünmez olmaya ihtiyacı vardı. Görevi onun öğrencileri devraldı.
O yıllarda Amerika’da da rinoplasti furyası patlamıştı. Samuel Forman adlı bir anatomist de rinoplastinin temellerini ortaya koyacak bir çalışma yapmak istiyordu. Bunu kitaplarda detaylı anlatabilmek için ameliyatı görmesi gerekiyordu, ne yazık ki plastik cerrahlar onu ameliyatlarına almak istemiyor ve işlemi gizliyorlardı. Sonun da o da hevesli bir KBB asistanı olan Irving Goldberg ile çalışmaya başladı. O da burun anatomisine meraklıydı. Bu sevdası uğruna Almanya’ya gitti ve Joseph tarafından eğitilmiş Macar Zoltal Negel ile çalıştı bir süre. Burun sırtını daraltıp, burun ucunu kubbe gibi kaldırarak küçük küstah burunlar yapmayı ondan öğrendi.
Biraz da bunun etkisi ile kapalı rinoplasti herkes tarafından öğrenilebilir bir ameliyat değildi. Mutlaka biri size öğretmeli ve bu teknik ile gönül bağınız olmalı. Aksi halde başaramazsınız. Çünkü kapalı rinoplasti diğer ameliyatlar gibi izlenerek öğrenilemez. Onu sadece yapan cerrah görür. Bu nedenle kapalı rinoplastide oda da sadece siz, hasta ve tanrı vardır.
Hastalıklar tarihin tozlu sayfalarında çoğu şeyi değiştirmiştir. Bizler ise bunları genelde farklı siyasi amaçlarla olduğunu sanırız. Oysa sadece farklı pencereden bakmak gereklidir. Ve hiçbir cerrahi işlem Kapalı Rinoplasti kadar siyasi dengeleri böylesine değiştirecek güce sahip olmamıştı.

Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hiçbir şekilde hastaların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.

burun estetigi burun estetigi